Linklist

10 Ocak 2014 Cuma

Birkaç hafta önce: Ramat gan / İsrail

Festo'da ihbar süremin içerisinde, ve hatta son haftamda, İsrail Festo'nun yaptığı bir projede takılması ve Alman iş arkadaşlarımızın christmas tatilinde oldukları için hızlı yanıt verememeleri sebebiyle, İsrail, Ramat gan'a, Festocu arkadaşlara destek ziyaretinde bulundum.



İşin yoğun olması sebebiyle İsrail içerisinde pek gezme fırsatım olmadı. Sizlerle kudüs'ten, ağlama duvarından, Mescid'i Aksa'dan, Gazze sınırından fotoğraflar paylaşmak isterdim, ancak buraları ziyarete gidemediğim için, İsrail'deki izlenimlerimi paylaşmakla yetineceğim.

Uçak Atatürk havalimanından havalandı, bundan öncesi hepimiz için zaten aynı. 2 saat 20 dakika kadar sonra, İsrail ben-gurion havalimanına iniş yaptık. Uçak yanaştı ve uzun bir yürüyüşten sonra, pasaport kontrol noktasına ulaştık.

Pasaport kontrol noktasında, önümdeki 10-15 kişi tıkır tıkır kontrol noktasından geçerken, sıra bana geldiğinde, bir bekleme kabinine beni yönlendirdiler ve pasaportumu orada teslim alabileceğimi söylediler. Haydaa, herkes geçiyor ben niye kaldım demeye kalmadan, bir görevli pasaportumu getirdi.

Geçici ikamet belgesi hazırlamak için bekletmişler. (bence arada bir güvenlik soruşturması yapmışlardır, zira sonradan gördüğüm üzere, herşey güvenlik üzerine kurulu)

İsrail'li arkadaşlardan özel bir talepte bulunmamış olmamızdan olsa gerek, karşılamaya gelen olmadı. İsrail'deki arkadaşlarımdan olan bir hanımefendi, taksi tutarak Ramad-gam'da bulunan otelime gidebileceğimizi, tüm masrafların onlardan olduğunu, taksinin aşağı yukarı 30-35 euro tutacağını söyledi. Dolayısıyla ben de onun tavsiyesine uyarak, Taksi'ye bindim. Zaten yok belli, hemen navigasyon cihazını açıp adresi giriyor taksiciler. Ancak her ortadoğu ülkesinde olduğu gibi, burada da, turiste benzeyenleri kazıklama eğilimi taksicilerde mevcut. 3 euro, 5 euro fark etmiyor. Bir şekilde "geçirme" peşindeler. Taksimetreyi açtırmanızı ve üzerinizde İsrail para birimi olan "shekel" bulundurmanızı tavsiye ederim.

Zira 5 shekel  1 euro ise, taksici bunu 3 shekel 1 euro olacak şekilde bozdurmak isteyebilir. Ki bende böyle oldu... Allah'tan otelin resepsiyon görevlisinden euro bozdurmak aklıma geldi, kavga etmeden taksi parasını verdim.

Otel'de bir sıkıntı olmadı, gayet güzeldi, adını şimdi hatırlayamadım...

Ertesi gün arkadaşlar gelip beni otelden aldılar. Müşteri'ye gittik. Delta kinematik (tripod) bir robot, "tracking" uygulaması yapması gerekiyordu. Hedefimiz temel fonksiyonu tamamlayıp geri dönmek üzerine kurulu olduğundan direkt işe giriştik.

İlk günün sonunda, tripodumuz, sensör'den gelen dataya göre tracking işlemi yapabiliyor, çeşitli reçetelere göre yörünge değiştirebiliyor, üretilen arızalara göre acil duruş yapıp, kaldığı yerden devam edebiliyordu.

Dolayısıyla, ikinci güne yalnızca eğitim işi kaldı.

Ofiste çalışan şöför arkadaş, yaklaşık 60 sene önce Türkiye'den İsrail'e göç etmiş bir Rum. Türkçesi hala iyi. Kendisinin Türkiye'deyken "çetebaşı" olduğunu anlatmış İsrail'li arkadaşlara. Tabi onlar çetebaşı'nın ne demek olduğunu bilmedikleri için, "chetebasii" diye çağırıyorlar kendisini, ancak benim Türk olduğumu öğrendiğinde, "şaka yapıyorlar" diyerek geçiştirdi.

Ertesi gün eğitimi bitirdikten sonra, genel müdür geldi.. Ve bana İsrail'den nasıl daha kolay çıkacağım hakkında kısa bir konuşma yaptı.

İsrail'den Çıkış

Bu bölümün ayrı olmasının bir sebebi var...

Sabah 8:30'da olan uçağıma yetişebilmek için, saat 04:00'da uyandım, resepsiyon görevlisinin taksiyi hazır etmesini tembihlediğim için, taksi zaten beni bekliyordu. Otelden ayrılırken, resepsiyon, havalimanına kadar 150 shekel tutacağını söyledi. Taksi'ye bindiğimde, "taksicinin ilk sorusu, resepsiyonda kaç para dediler 180 shekel mi?".

Hayır 140 Shekel dememle adamın yüzündeki ifade bir anda değişti :) Böylece, otelden havalimanına 140 shekele gittim.

Havalimanı önünde bir sigara içtikten sonra, saat 05:00 gibi havalimanına girdim.

Checkin bankosu önündeki kuyruğa girdiğimde, güvenlik görevlisi üniformalı güzel bir bayan yanıma geldi, pasaportumu rica etti. Ardından pasaportumdaki tüm ülkelere neden gittiğimi, tek tek sırayla sordu. Profesyonel sorgu eğitimi aldığı belli olan hanımefendi, gittikçe zıvanadan çıkmaya başladı.
- Kürdistanda sana kim refakat etti?
- Nerede kaldın?
- Orada refakat eden arkadaşını facebook'a arkadaş olarak ekledin mi?
- Telefon numarası var mı?
- Ne makinesi yaptın?
- Peki ya Mısırda?
- Piramitlere gittin mi?
- Kürdistan'da sana kim refakat etti?
- Almanya'da nelere gittin?
- Ne makineleri yapıyorsun?
- İsrail'de kiminle çalıştın?
- Aralık ayında Kürdistan'da ne işin vardı?

arada bazı soruların ikişer kez sorulmasının özel bir anlamı olduğuna inanıyorum. Yalan söyleyip söylemediğimi anlamak için ayaküstü yapılan bir testti. Türk olduğum için biraz uzun sürdü. Ama 10-15 dakikada burayı atlattık. Sonra herkes kontrol noktasına soldan girerken, beni sağa yönlendirdiler.

Hadi bakalım....

- Çantanı aç, içindeki tüm elektronik cihazları çıkart lütfen. Ayakkabılarını da...

Çantamdaki tüm elektronik cihazları çıkarttım. Zaten çantamda sadece elektronik cihazlar vardı. Ayakkabılarımı da çıkarttım. Bir plastik tutucunun ucuna, özel bir bez taktılar. O çubuğa benzeyen tutucuyu tüm elektronik cihazlara sürttüler. Sanırım cihazların üzerinden toz örneği topluyordu. En nihayetinde ayakkabımın altından ve üzerinden de toz örneklerini aldılar ve tutucunun ucundaki bezi çıkartıp ufak bir makinenin içine koydular.

Analiz makinesi kısa bir süre çalıştı ve sonuç negatif çıktığı için, eşyalarımı toplayabileceğimi söylediler.

Bomba ya da patlayıcı yapımında kullanılan malzemelere ait herhangi bir toz zerresi bulaşmış mı ona bakmışlar. Canlarım benim...

Ara not: Bombayı sadece Türk'ler mi yapar? 20 kişi sıradan geçtiyse, aradan bir beni bir de siyahi bi arkadaşı burada incelediler.

Eğer midenizi tırmalayacak herhangi bir durumunuz yoksa, buradaki giriş çıkış önlemleri, büyük bir tiyatro sahnesinden ibaret. Kendimi konuk oyuncu gibi hissettirdikleri için İsrail'li güvenlik güçlerine teşekkür ederim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder